Kategori arşivi: Aşk

Aşkı Canlı Tutmak

Büyük bir mücadele sonucunda eşinizin kalbine giden yolları buldunuz ve mutlu sona ulaştınız evlendiniz.  Artık köşeye çekilip hayatın tadını çıkarma zamanı geldiğini düşünüyorsanız yanıldığınızı size hatırlatmak isterim. Asıl iş bundan sonra başlamaktadır. Büyük bir özveri ile kazandığınız kalbe sürprizler yapmaya onu yumuşatmaya devam etmezseniz yakın zamanda ayrılık çanları kapınızı çalabilir. Sonra ben ne yaptım deyip büyük pişmanlıklar yaşayabilirsiniz.

Aşkınızı canlı tutmalısınız. Bunun için o kalbe giderken izlediğiniz yolları genişletmelisiniz. Eşinizi sinemaya götürüp onunla hoş vakitler geçirdiğiniz anları tekrar etmelisiniz. Tamam, evlendim artık çantada keklik deyip elinizi eteğinizi her şeyden çekerseniz yakın zamanda eşiniz sizden sıkılmaya başlayacaktır. Flört dönemindeki tüm jestleri yine beklemektedir. Bu anlamda eşinizle hoş vakitler geçireceğiniz anları çoğaltmalısınız.

Özel günlerde onu onure etmelisiniz. Ona değer verdiğinizi hissettirmelisiniz. Hayatınızla ilgili önemli kararlar alırken onun da fikrini almalısınız. Onun hoşuna gidecek etkinlikler tasarlamalısınız. Onun tercihlerine ve seçimlerine saygı duymalısınız. Ona güvendiğinizi ona hissettirmeli şüpheci tavır ve davranışlardan uzak durmalısınız.

Maddi ve manevi olarak kendinizi iyi duruma getirip eşinizi de madden ve manen iyi noktaya taşımalısınız. Ona iyi imkânlar sunmalısınız. Hiçbir şeyin hesabını yapmamalısınız. Gönlünüz kadar cebinizin de cömert olduğunu göstermelisiniz. Onu her anlamda tamamlamalısınız. Ona hiçbir şeyin eksikliğini yaşatmamalısınız. Sizi seçerek ne kadar doğru karar verdiğini ona tüm eylemlerinizle ispat etmelisiniz.

Aşkı Ayakta Tutmak

Aşk güzel bir duygudur aşklar evlilikle taçlandırılmalıdır evlilikle taçlanan bir çok aşkların zamanla öldüğüne şahit oluruz? Peki aşkı öldüren durumlar nelerdir? Aşk nasıl ayakta tutulur? Bu yazı dizimizde bu konulara değineceğiz. Yazı dizimizi dikkatle okumanızı tavsiye ederiz.

Aşkı öldüren ilk unsur heyecan kaybolmasıdır kişiler evlendikten sonra içindeki coşku ve heyecanı kaybeder çiftler kendilerini artık işine verirler aşk odak noktası olmaktan çıkarlar kadınlar çocukları için yaşamaya başlar. Erkeklerde çalıştığı işte başarı ve kariyer elde etmeye çalışır tüm bu mücadeleler kişilerin birbirinden uzaklaşmasına neden olur birliktelikler artık menfaat üzerine kurulur.

Aşkı ayakta tutmak için monoton yapıdan kurtulmak gerekir. Her gün iş çıkışı eve geçip pijamaları giyip televizyon karşısına geçmekle aşk ayakta tutulamaz. İş çıkışı eşinizle yapabileceğiniz etkinlikler tasarlamalısınız. Birbirinize vakit ayırmalısınız. Monoton yapıdan çıkıp birbirinizi dinlemeli ve anlamalısınız.

Eşinize olan ilgi ve sevginiz hiçbir zaman azalmamalıdır. Özel günlerde sizden süpriz’ler ve hediyeler bekler. Bugünleri iyi değerlendirmeli es geçmemelisiniz. Akşam iş çıkışı eve gelirken yol kenarındaki bir papatyayı koparıp eşinize vermeniz onu oldukça mutlu edecektir. Sevginizi sadece sözlerle değil eylemlerle anlatmalısınız. Bakışlarınız gülüşler’iniz ona hitap ediş tarzınız sevginiz saygınız ona olan aşkınızı ilan etmelidir. Pahalı hediyelerle gönül almaya çalışmak en basit numaradır. Artık kadınlar pahalı hediyeler değil eşlerinden sevgi ve saygı bekliyor. Bunu bilip adımlarınızı buna göre atmalısınız.

Aşk Her şeyi Affeder Mi?

Mutlu bir evliliğe adım atarken nikah memuru sorar size iyi günde kötü günde eş olarak kabul ediyor musun? O soruya o an büyük bir sevinçle evet deriz. Peki bu söze hayatta ne kadar sadık kalabiliyoruz. Birçok insan bugün işleri kötü gittiği için eşi ile sorun yaşayıp soluğu boşanma mahkemesinde alabiliyor.  Her şey güllük gülistanlıkken ne oldu da birden yaz mevsimi kışa döndü arada soğuk rüzgarlar esmeye başladı.

Aşk fedakarlık ister. İyi günde kötü günde eşin yanında yer almak gerekir. Bana şöyle dedi. Şöyle davrandı. Bunu bekledim yapmadı. Özel günümüzü unuttu. Artık bana çiçek almaz oldu. Annesini daha çok seviyor. Gibisinden incir çekirdeğini doldurmayacak sebeplerle eşler birbirlerine küsüp hayatı birbirlerine zindan ediyorlar. Aşk böyle küçük şeyleri affedebilir.

Aşk her şeyi affeder mi? Bu sorunun cevabı elbette hayırdır. Aşkın affedemediği bazı konular vardır. En önemli konu aldatmaktır. Eşini aldatan birisinin af dilemeye hakkı yoktur. Aşkın affetmediği tek konu ihanettir. Bugün bir çok evlilik ihanet sonucu bitmektedir. Onun dışında bütün sorunlar konuşarak anlaşarak çözülebilir. Aşk güzel ve ulvi bir duygudur. Buna sahip olmalı ve affedici olmalıyız. Anlayış ve hoş görünümünüzü kaybetmememiz lazım. Eşimizle iyi bir iletişim kurmalıyız. Sorunları içimize atmak yerine karşı tarafla konuşarak çözmeye çalışmalıyız.

Aşk Güzel Şeydir

Aşk aklınızı başınızdan alır. Size çok saçma sapan şeyler yaptırır. Akıl ruhtan gider dünyayı tozpembe görmeye başlarsınız. Gün 24 saat onu düşünürsünüz. Onunla uyur onunla uyanırsınız. Hayatınızda varsa yoksa odur. Hele bir de sevginiz karşılıksız ve platonikse durum daha da vahimdir. Ulaşamadığınız her saniye o gönlünüzde daha da yücelir. Her eylemi gözünüze şirin gözükmeye başlar.

Âşık olmak güzel şeydir. Allahın insana verdiği en güzel duygulardan birisidir. Aşk için gerekirse ölür ve öldürürsünüz. İnsan en vahşi duyguları aşk için yaşar. Yapılan eylem ne kadar kötü olursa olsun aşk için yapılınca masumane bir yapıya dönüşebilir.

Aşkı güzel ve derinden yaşamak için mutlaka aşkınıza karşılık bulmalısınız. Karşılıksız aşklar size acı ve ızdıraptan başka bir şey vermez. Karşılıksız aşkların sonu genelde hep hazin biter. O yüzden kişi bir an önce içinde bulunduğu durumdan sıyrılıp gerçeğe dönmelidir. Dünyadaki tek kişinin o olmadığını duygularının karşılıksız olduğunu anlayıp önüne bakmalıdır. Karşı tarafta takılı kalmak kişiyi hep geriye bilinmeze ve karanlık dünyaya sürükler.

Aşkınız karşılık bulduğunda kendinizi daha değerli ve mutlu hissedersiniz. Karşı tarafa daha iyi bir yaşam sürmek bir an önce hayatınızı birleştirmek için hayata dört sıkı elle sarılırsınız. Bütün gücünüzü işinize verirsiniz. Başarılı olmak için çabalar enerjinizi doğru yönde harcar başarıya ulaşırsınız. Aşkın gücü her şeye yeter.

Aşk Güzel Duygudur

Aşk güzel bir duygudur. Her bedende ve ruhta farklı şekilde kendini gösterir. Aşık olduğunuz anı düşünün. İçinizin kıpır kıpır olduğu sabahlara kadar uykusuz kalıp onu düşündüğünüz anları hatırlayın. Onu görebilmek için canınızı nasıl hiçe saydığınızı, onu 1 dakika görebilmek için ölümü göze aldığınız günleri düşünün.

Aşkın gözü karadır. Aşık olanın gözü hiçbir şeyi görmez. Sevdiği için ölür de öldürür de. Ergenlikle başlayan bu duygu hayatın her dönemine damgasını vurur. Aşk bizi bizden alan asil bir duygudur. Aşk için ülkeler fethedilip savaşlar çıkmıştır. Yine aşk için canlara kıyılmıştır.

Aşkı güzel ve asil kılan şey onun yüceliğidir. Allah bu duyguyu verirken önce bana ve resulüme duyulsun diye vermiş. Sonra anne ve babaya duyulsun denilmiştir. Kime duyulursa duyulsun aşk güzel bir duygudur. Bu güzel duygu çıkarsızca yaşanmalıdır.

Aşk insanı kaf dağına götüren, ayaklarını yerden kesen bir duygudur.  Aşk yaşadığını hissetmektir. Onun için hayatta her şeyden vazgeçebilmektir. Benlik yapısından çıkıp ona ulaşmaktır. Aşk derinden yaşanırsa anlamlı ve güzeldir. Bu duygu insanı insan yapan bir değerdir. Allah insanı yarattığında meleklerden üstün tutmasının sebebi onun duygularla yaratılmış olmasıdır.

Aşkı ifade etmeye hiçbir dil hiçbir lügat yetmez. Aşk yürekte yeşerir. Aşk insanı olgunlaştırır. Hiçbir eğitimin vermediği dersleri yaşayan kişiye öğretir. Aşkın ne adı vardır ne de tarifi. Her bedende farklı biçimde yaşanır.

Aşk Evliliği Mi Mantık Evliliği Mi

Evlilik kararı alırken kişilerin kendine en sık sorduğu sorulardan birisi evliliğin aşk evliliği mi mantık evliliği mi olmalı sorusudur. Bu sorunun net bir cevabı olmamakla birlikte duruma ve şartlara göre değişmekte olduğunu açık yüreklilikle söylemeliyim.

Mutluluğun aşk evliliğinde olduğunu söyleyenler var. Aynı evde uzun yıllar yaşayacağınız eşinizle mantık olarak uyuşmazsanız aşkınız ilişkinizi uzun süre taşımayabilir. Yıllar geçtikçe aşk duygusunun ortadan kalktığını üzülerek söylemek zorundayım. Bu anlamda sadece kalbinizin sesini dinlemek ilerleyen yıllarda mutsuz bir yaşam sürmenize neden olabilir. Mantıktan kastımız karşı tarafın ekonomik olarak zengin olması değildir. Bu sözcük iyi anlaşılmalıdır. Sizi mutlu edebilecek kültürel ekonomik ve sosyal olarak size yakın özellikte birisi ile hayatınızı birleştirmek olarak algılanmalıdır.

Evliliklerde aşk ve mantık bir arada aranması daha doğrudur. İki unsuru birbirinden ayırmak doğru değildir. Kalbinizin atmadığı birisini de sırf mantıken size uygun diye eş olarak kabul etmeniz doğru değildir. Onun yanında kendinizi dünyanın en mutlu insanı hissetmiyor heyecanlanmıyorsanız onunla olmanızın bir anlamı yoktur. Sahip olduğu zenginlik ve kültür seviyesi aşkınızı canlı tutmayacaktır. Aşkı canlı tutan heyecan ve tutkulardır. Aradığınız kişinin o olduğuna emin olmanızın tek yolu onun sizi heyecanlandırmasıdır. Onunla olmak size mutluluk vermelidir. Duygularınızdan emin olmalı mantığınızla sağlıklı düşünüp en doğru seçimi yapmalısınız. Yoksa payınıza düşen sadece pişmanlık olacaktır.

Aşık Olduğunuzu Nasıl Anlarsınız

Aşk Allah’ın insana verdiği en ulvi duygulardan birisidir. Bu duyguyu yaşamayan birisi dünyada yaşadığını sanmasın. Bu duygunun bizi esir aldığını anlamanın bir çok yolu vardır. Bu öyle bir duygudur ki kapımızı çaldığı zaman aşkı bütün iliklerimize kadar hissederiz.

Aşk kapıyı çaldı mı dil tutulur insan şaşkına döner. Ne yapacağını bilmeden deli gibi dolaşır. Saçma sapan hareketler yapıp çevrenin dikkatini çeker. İnsanı bir heyecan titreme basar. Aşkın iklimine girersiniz. Hayatınız baştan sona değişmeye başlar.

Aşk güzel duygudur. Bu duygu için insan bir çok şeyi feda edebilir. Dünyada bir çok savaşlar bu duygu yüzünden çıkar. Paylaşılmayan bir kadın için çarpışır yürekler. Ne için olursa olsun aşk bedene girdiği zaman kişi çılgına döner. Aşkını elde etmek için bütün dünya ile savaşabilir.

Aşık olduğunuzu anlamanın en kolay yolu elinizi kalbinize koyarsınız. Kalbinizin hızlı attığını hissedersiniz. Bazen kalbinizin olmadığını düşünmeye bile başlarsınız. Aşk kapıyı çalınca nefes almanız sıklaşır. Heyecan duygusunu derinden yaşarsınız. Hayata pozitif yaklaşır daha sıkı yapışırsınız hayatın yakasına.

Aşk karşılık bulduğunda kişiyi ölümsüzleştirir. Karşılık bulamadığında ise kişiye kabir azabı çektirir. Aşkı elde etmek için ömür boyu mücadele eder. Aşkı bulduğunda ise hayata sıkıca sarılır. Aşk acı çekmektir. Olgunlaşmaktır.

Aşık olduğunuzu anladığınız an yaşamaya başladığınız andır. Aşkı derinden yaşamanız dileğiyle hoşça kalın.

Aldatıldığını Anlamanın 7 Yolu

Aldanmak ve aldatılmak insanlığın tarih boyu kaderi olmuştur. Peki aldatıldığımızı nasıl anlarız. Uzmanlar yaptığı araştırmaya göre aldatanın hal ve hareketlerinden aldatıldığınızı anlayabilirsiniz. Aldatanlar genellikle aynı psikolojik yapı içinde aldatmaya devam ederler. Dikkat ve şüphenizi karşı tarafa belli etmeniz bütün oyunları bozabilir. Karşı tarafa güvensizlik işareti verebilir. Aldatıldığınızı anlamaya çalışırken karşı taraf sizi aldatmıyorsa kırılabilir ve ilişkiniz bozulabilir. Bu anlamda çok dikkatli olmalısınız.

Aldatıldığınızı anlamanın 7 yolu şudur:

1- Kaçırılan gözler: Aldatanlar genellikle sizi ikna ederken gözlerini kaçırırlar. Kaçırılan gözler aldatmanın ilk işaretidir. Utanma duygusu olan bütün insanlar aldatırken yalan söylerken mutlaka gözlerini kaçırırlar.

2- Yalan:  Aldatanlar çok kolay yalan söylerler. Sözlerinde yalan hissettiğiniz an aldatılma şüphesi ile karşı tarafı süzebilirsiniz. Yalan aldatmanın 2. habercisidir.

3- Çelişkili ifadeler: Sorularınıza çelişkili ifadeler veriyorsa bu da aldatmanın bir işaretidir.

4- Bahane Üretme: Davetlerinize ve tekliflerinize sürekli bahanelerle hayır diyen kişi sizi aldatıyor olabilir. Aldatanların çok sık başvurduğu yöntemlerden birisi bahane üretmedir.

5- Telefon Kurcalama: Telefonunu her zamankinden daha çok kurcalayan, mesaj çeken ve uzun süre konuşmalar yapan kişilerde aldatma eğilimi içinde olabilir.

6- Eve geç gelmeler: Her zamanki geliş saatinden çok geç saatlerde eve gelenler aldatma eğilimi içinde olabilir. Böyle durumlarda geç geliş nedenleri tatmin etmeyen gerekçelerle açıklanır.

7-İlgisizlik: Sizinle eskisi gibi ilgilenmemesi, sizi ev arkadaşı gibi görmesi , aranızdaki aşkın ve cinselliğin bitme noktasına gelmesi aldatmanın işaretidir.

Aile İçi Çatışmalar

Mutlu başlayan evlilikler zamanla bozulup aile içi çatışmalara sahne olabiliyor. Aile içi çatışmalardan en çok etkilenenler hiç kuşkusuz ailenin en küçük bireyleri yani çocuklardır. Anne ve babanın kavgasına şahit olan çocuklarımızın ruhunda fırtınalar kopuyor.  Her çatışma döneminde çocuklar ileride esecek olan ayrılık rüzgarını derinden hissediyor. Çocukların ruhunda derin yaralar ve şoklar yaratan aile içi çatışmalar çocukların benlik bütünlüğünü sağlamada zorlanmasına neden oluyor.

Bir eğitimci olarak aile içi çatışmalar sonucu parçalanmış aile çocuklarını görüyorum. Her okuma metninde geçen anne ve baba kavramları onların ruhunda nasıl bir yara bıraktığına şahit oluyorum. Çocukların bu kavramlar karşısında gözlerinin dolduğunu ciddi anne ve baba özlemi çektiğini görüyorum. Mutlu aile tablosu gördüklerinde sahip olamadıkları bu tablo karşısında acıları daha da derinleşiyor.

Aile içi çatışmalarda aile bireylerinin birbirine olan sevgi ve saygısı bitme noktasına varmıştır. Anne ve baba birbirlerine hakaret dolu sözler ederken örnek oldukları çocukları da okulda sevmedikleri arkadaşlarına aynı tavır ve sözleri kullanıyorlar. Çocuklar evin aynasıdır. Evde kopan fırtınalar okula ve diğer sosyal yaşamlarına da yansıyor.Aile içi çatışmalarda çocuklarımızı minimum zarar görecek şekilde korumalıyız.

Aile bireyleri çocukların yanında tartışmaya girmemelidir. Birbirlerine olan sevgi ve saygısını çocukların yanında bozmamalıdır. Çocukların anne ve babalarını örnek aldığı bu dönemde yapılan her olumsuzluk çocukların davranışlarına yansıyacaktır.